Bursa’da sessiz bir gün arayanlara
Bursa’da kalabalıktan uzak bir gün geçirmek istediğimde aklıma ilk gelen yerler genellikle şehrin biraz dışında kalan, turist akınından nasibini almamış köşeler oluyor. İlk gittiğimde dikkatimi çeken şey, Uludağ’ın eteklerindeki o derin sessizlikti. Araba sesi yok, selfie çubuğu yok, sadece rüzgârın ağaçlarda çıkardığı hışırtı.
Şehrin gürültüsünden bıktıysan, seni de oraya davet ediyorum. Ama gel, acele etmeden anlatayım nereye, nasıl gidebileceğini.
Bursa’da kalabalıktan uzak durmak istiyorsan, Cumalıkızık’tan vazgeç. Orası artık çok popüler. Onun yerine, yolun biraz daha ilerisindeki Hamzabeğ Köyü’ne yönel. Orada zamanın yavaş aktığını hissedeceksin. Köy kahvesinde bir çay iç, yaşlı amcalarla muhabbet et. Konuşmalar genellikle havadan sudan değil, toprağın bereketinden, geçmiş yıllardan açılıyor.
Derin bir huzur arıyorsan: Gölyazı
Gölyazı’yı bilir misin? Bursa’nın en sakin yerlerinden biri. Özellikle hafta içi sabah erken saatlerde gidersen, neredeyse tamamen sana kalıyor. Uluabat Gölü’nün kenarında yürürken, ayak seslerinden başka bir şey duymuyorsun. Kuş sesleri, balıkçı teknelerinin suya vuruşu… hepsi çok doğal, çok içten.
Ben ilk defa bir sonbahar sabahı gitmiştim. Sis gölün üstünü örtmüştü. Kıyıdaki eski Rum evlerinin arasında yürürken sanki zamanda yolculuk yapıyormuş gibi hissettim. O hissi unutamıyorum. Eğer sen de Bursa’da sessiz ve derin bir gün istiyorsan, Gölyazı listenin en başında olmalı.
Az bilinen bir vadi: Saitabat ve çevresi
Şehrin biraz güneyinde, yollar kıvrıla kıvrıla gider. Saitabat’a vardığında ilk işin bir kır lokantasında oturmak olsun. Ama asıl mesele lokanta değil. Lokantanın arkasından başlayan patikalara dal. Ormanın içine girdikçe sesler azalıyor. Yer yer akan küçük derenin sesi dışında neredeyse hiçbir şey yok.
Burada piknik yapan da pek görmezsin. Çünkü yol biraz zahmetli. Ama zahmete değiyor. Bir ağacın altına oturup kitabını açabilirsin. Ya da hiçbir şey yapmadan gökyüzünü izleyebilirsin. Bence en iyi yaptığı şey bu. Hiçbir şey yapmamana izin veriyor.
Manastır ve inziva hissi: Zeytinbağı (Trilye)
Trilye’ye gitmek için erken kalkmak lazım. Özellikle kışın ya da baharın başında. Eski Rum evleri, daracık sokaklar ve denizin hemen yanı başındaki o sakinlik… Burası turistik değil, daha çok yerel halkın ve az sayıda bilinçli gezginin tercih ettiği bir yer.
Fatih Camii’nin arkasındaki tepeye çıktığında, aşağıdaki zeytinlikleri ve Marmara’nın gri-mavi tonlarını görüyorsun. Rüzgâr sert esiyor bazen. O esinti yüzüne çarpınca derin bir nefes alıyorsun ister istemez. Sanki bütün şehir stresi bir anda uçup gidiyor.
Trilye’de balık restoranları da var ama kalabalık olanları değil, küçük aile işletmelerini tercih et. Balığını kendi tuttuğunu söyleyen amcanın yanında otur, sohbet et. O kadar samimi ki, sanki yıllardır tanıyormuşsun gibi geliyor.
En sessiz köşe: İznik Gölü’nün kuzey kıyısı
Bursa’ya yakın ama çoğu insanın aklına bile gelmiyor. İznik’e kadar gidip gölün kuzey tarafına geç. Orada birkaç küçük köy var. Adlarını bile bilmiyorum bazılarının. Sadece haritada nokta olarak görünüyorlar.
Bir tanesinde yaşlı bir teyze bana dut ikram etmişti. “Kimsin oğlum, nerden geldin?” diye sormuştu. Ona Bursa’dan sessiz bir yer aradığımı söyleyince güldü. “Burası sessiz o zaman, kal” dedi. Haklıydı. Saatlerce oturup göle baktım. Tek bir jet ski sesi bile duymadım. Sadece suyun hafifçe kıyıya vuruşu ve uzaktaki balıkçı sandallarının silüetleri.
Doğru zamanı seçmek önemli
Bursa’da kalabalıktan uzak bir gün planlıyorsan, cumartesi pazar yerine çarşamba ya da perşembe sabahı çık yola. İnsanlar genellikle hafta sonu akın ediyor. Hafta içi ise her yer daha sakin, daha sahici.
Yanına sadece su, biraz atıştırmalık ve rahat bir ayakkabı al. Fazla eşya seni yavaşlatır. Zaten bu gezi yavaşlamak üzerine. Aceleye gerek yok.
Bazı yerlerde telefon çekmeyebilir. Bence bu da iyi bir şey. Biraz dünyadan kopmak, sadece o anı yaşamak lazım. Kendine bunu hediye et.
Ben bu rotaları yıllardır keşfediyorum. Her seferinde yeni bir detay yakalıyorum. Bir ağaç, bir taş, bir koku… Bursa’nın bu tarafı hiç bitmiyor. Sen de çık yola. Bir gününü sadece kendine ayır. Bursa’da sessiz ve derin bir gün geçirmek istiyorsan, kalabalıktan uzak bu köşeler seni bekliyor.
Belki bir dahaki sefere sen de bana kendi keşfettiğin sessiz bir yeri söylersin. Kim bilir, belki bir sonraki yazıda onu da anlatırım. Daha fazla sessiz rota için: Bursa göl rotaları